Kitap Nasıl Okunur? Neden Kitap Okumalı?

Etrafımızı saran ve insanoğlu için çok yeni sayılabilecek siber dünya bizi büyük bir süratle içine çekti. Akıllı telefonlar piyasaya çıkalı henüz 15 yıl bile olmamışken küçükten büyüğe pek çok insanın hayatını ele geçirdi.

Bu yazıda bu konunun yalnızlaşan insanoğlu gibi çokça işlenmiş bir tarafını değil, tamamen bambaşka bir tarafını ele almak istiyorum.

Akıllı telefonlarımızı bilgi alışverişi ve iletişim için kullandığımız ortada. Ancak 200 yüzyıl önce yaygınlaşan yöntemleri nasıl bir kenara bıraktık da 15 yılı olmadan, hepsini dışlayıp tek bir yöntemi kullanır olduk?

Süreli yayınların ve gazetelerin çıkışı ile birlikte, Kıta Avrupa’sı başta olmak üzere bütün insanlığın bilgi nakil şekli değişti. Yine Avrupa başta olmak üzere, farklı tiplerdeki bilgiler için farklı usüller ve standartlar gelişti. Örneğin bilimsel bilgilerin aktarılması için, belli aralıklarla yayın yapan, hakemli, bilimsel dergiler ve orada yayınlanacak bilgiler için bir format gelişti.

Günlük haberleri yayabilmek için gazeteler ortaya çıktı. Gazetelerde kullanılmak üzere bir haber formatı ve yorumlara dayanan köşe yazıları geliştirildi.

Yukarıda bahsi geçen her iki tür de insanın bilgi nakil şekilleri olarak var oldu.

İnsanoğlunun sanat macerası mağara duvarlarına resim yaparak, kendi sesini ya da etrafındaki cisimleri birbirine vurarak ses elde etmesiyle başladı. Bunları hikaye anlatıcılığı takip etti. Kağıtların ve mürekkebin yaygınlaşması ile birlikte romancılık ortaya çıktı.

Romancılık da tıpkı mağara duvarına resim çizmek ve kendi sesini kullanmak gibi üreticinin -yazarın- hislerini, bilgisini, gözlemlerini yorumlayarak ya da farklı şeylere benzeterek yazıya bir hikaye aracılığı ile aktarmasıdır

Kitap Neden Okunmalı?

İnsanoğlunu benzersiz kılan yanlarından biri etrafında olup bitenleri yorumlama ve geleceğe yönelik benzersiz planlar yapma kabiliyetidir. Bu kabiliyet temelde empati ve yorumlama yeteneğine dayanır. Kitapların yaygın türü olan romanlar da bu yetenekler kullanılarak yazılır.

Okuyucular, bir kitapta, yazarın yöntemlerini kullanarak gerçeklik ile bir bağ kurarlar. Bu bağı daha sıklıkla kuran kişiler ise farklı pencerelerden etraflarında olan bitenleri yorumlayabilir.

Pek çok insan gibi ben de kitap okumayı keyifli ve rahatlatıcı buluyorum, ancak bu yazıda buna odaklanmak istemiyorum. Bu yazıda daha çok kitap okuduğumuzda zihnimizde meydana gelen gelişimleri aktarmak istiyorum.

Farklı yazarlar farklı kitaplar okumak bizlere yaşayarak öğrenmesi çok uzun sürecek olan tecrübeleri çok daha kısa sürede edinme fırsatı verir. Örnek olan pek çok insanın filmlerine bayıldığı bir kitaptan bahsedeceğim. Yüzüklerin Efendisi.

1940’lı yıllar JRR Tolkien tarafından yazılan Yüzüklerin Efendisi, filmlerinde gösterilen aksiyon ve maceranın çok daha ötesinde, muhteşem bir insan eleştirisidir. Tolkien Yüzüklerin Efendisi kıtabında insanları sınıflara ayırır. Ve açgözlü insanoğlunun kendi hırsları uğruna dünyaya ne kadar büyük zararlar verebileceğini gözler önüne serer.

Kitap: Bir Aktarım Aracı

Yalnızca filmleri izlemiş pek çok insan, Yüzüklerin Efendisi kitabında bu denli derin bir eleştiri olduğunun farkında değildir

Malesef günümüzde sürmekte olduğumuz yaşantı bizleri diğer insanlarla bir şeyler paylaşma arzumuzdan kopardı. Eskiden küçük yerleşimlerde yaşayan insanlar, birinin evi yandığında, kuzusu doğurduğunda, atı kaçtığında bu duyguları birbirleri ile paylaşırlardı.

Modern hayatın bizi getirdiği noktada ise bu paylaşımlardan neredeyse tamamen uzaklaştık. Ancak insanoğlu olarak, empati ve yorumlama yeteneklerinin kıymeti bizler için hala aynı. İşte kitaplara olan ihtiyacımızı ortaya çıkan sebep de bu.

Nasıl ki bilgi aktarımı yapabilmek için bilimsel kitaplar, araştırmalar var, tecrübe ve duyguların aktarımı için de romanlar ve hikaye kitapları var.

Kitap OKumak İçin Vaktim Yok

2 yıl öncesine kadar bu bahaneyi ben de çok sık kullanırdım. Okumuyorum çünkü vaktim yok.

Muhtemelen önümüzdeki hafta içerisinde planlama yapmak ile ilgili bir makale yayınlayacağım ancak onu yayınlamadan önce bu makalede plansızlık halinden kısaca bahsedeyim.

Ülkemizde çalışma şartları diğer Avrupa Ülkelerine nazaran biraz daha ağır. İstanbulda ortalama bir çalışanının evinde kendi kendine rahatça geçirebildiği vakit yaklaşık 3-4 saat kadar. Ekonomicilerin çok sevdiği bir laf vardır, talep olan bir kaynak ne kadar az ise o kadar değerlidir, konu insan olduğunda -belki yalnızca bize has bir durum- yanlış çıkıyor.

Memleketçe vakit azlığından yakınıyoruz, ancak bu kadar değerli ve az sahip olduğumuz bir kaynağı doğru değerlendirmek için hiçbir çalışma yapmıyoruz. Bu çöldeki memleketlerin sularını umarsızca harcamasına benziyor. Kendimize yaptığımız muamele bundan ibaret.

Vakitsizliğin Çözümü

Dediğim gibi hafta içerisinden planlama ile ilgili bir makale yayınlayacağım, ancak burada da hızlıca yapabileceklerinizden kısaca bahsedeyim.

  • İşe gidip gelirken toplu taşıma ya da servis kullanın ve burada geçen vaktinizi bir okuma vaktine dönüştürün. Hem trafikte araç kullanırken yaşayacağınız stresten uzaklaşırsınız hem de bu vakti kendinizi geliştirerek geçirmiş olursunuz.
  • Yatağınızın kenarına en az bir kitap koyun. Yatağa girdiğiniz andan itibaren telefonunuza dokunmayın. Eğer yatakta vakit geçirmekten hoşlanan biriyseniz bu vakti telefon yerine kitapla geçirin.
  • Aynı anda birden çok kitap okuyun. Benim sıkça kullandığım bir yöntem bu. Aynı anda üç ya da dört kitap okurum ki bir gün birini okumak istemezsem diğerinden devam edebileyim. Bu sayede herhangi bir türde kitabı bir gün okumadığım zaman okumayı ihmal etmemiş oluyorum.
  • Not alın, defter tutun, eleştirin! Hayatında hiç kitap okuma alışkanlığı olmayan biri için bu yazdıklarımı uygulamak bir miktar zor olabilir. Kitapların altını çizmek, fikirlerinizi köşelere not almak ve bunları defterinize aktarmak önemlidir. Yarın dönüp baktığınızda elnizde büyük bir bilgi birimi oluşur.
  • Goodreads kullanın. Goodreads kitap okurları için bir sosyal medya. Okudunuz kitapları burada paylaşabilir, yeni arkadaşlar edinebilir, kitap gruparına katılabilir ve yeni kitaplar keşfedebilirsiniz.

Sonuç Olarak:

Kitap okumak insanının gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir. Dünyadaki en başarılı insanlar çok kitap okurlar, Bill Gates bunun en büyük örneğidir, yılda 60 kitap okur.

Siz de bu konuda fikirlerinizi benimle aşağıya yorum yaparak paylaşabilirsiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *