Öfke Nasıl Yenilir?

Keşke hiç sinirlenmeseydim dediğiniz o anı hatırladınız mı? Bu yazıda size öfke nasıl yenilir anlatmaya çalışacağım.

Hiç insanın iç huzurunu, iç onay sistemlerini bozduğunda neler yaşadığını düşündünüz mü? Bireylin kendisi ve çevresiyle olumlu ve onaylayan bir ilişki içerisinde olmadığı durumlarda dışarıya ne yansıyor?

İşyerinde pek çok insanın suratı asık, yollarda kimsenin birbirine tahammülü kalmamış, pek çok işyerinde çalışanlar alenen yahut gizliden birbirlerini kötülüğünü istiyor. En ufak hatasında insanlar birbirine bağırıyor.

Özellikle büyük şehirlerde yukarıdaki durumu daha net görmek mümkün. Birinin en küçük hatasında yahut yanlışında buna tahammül etmek yerine, bağırışmaya hatta kavgaya kadar kolaylıkla gidebiliyor olaylar.

İnsanlar Neden Sinirlenir?

Sinirlenmek diğer duygular kadar doğal ve gerçek bir his, ancak insanların neden sinirlendiğini hiç merak ettiniz mi?

Öfke genellikle korkunun arkasından oluşan ve vücudun korkuya verdiği tepkiyi gösteren bir duygu. Yani basitçe, korkan insan öfke duyar ve sinirlenir.

Metropoldeki İnsan ve Öfkesi

Metropollerde yaşayan insanlar trafik, kuyruklar gibi yerlerdeki öfkelenme anlarına çok kez şahit olmuştur. İnsanların işlerine, evlerine geç kalma korkusu, sorumluluklarını tam olarak yerine getiremeyecek olma endişesi yaşar büyük şehirlerdeki insanlar.

Yukarıda bahsettiğim korku ve endişe hali ise stress, öfke patlamaları ve genel bir sinirlilik hali olarak yansır. Daha küçük topluluklarda, bir kişi öfkelendiğinde, topluluğun diğer kısımı tehlikeden kaçmak adına bu kişiyi sakinleştirmeye çalışırdı. Ancak yaşadığımız topluluk, insanoğlunun alışageldiği topluluktan bir hayli büyük ve büyük bir kısmı endişeli.

Kızgın bir insanı sakinleştirecek kimse olmadığında, sakinleşmek bireyin kendi ödevi haline geliyor. Birey böyle bir duruma geldiğinde, kendisini nasıl koruyabileceğini bilmeli zira böyle durumlar hem kendi bedeninize zarar veriyor, hem de bilinçli yahut biliçsiz olarak diğer insanlara zarar vermek riski barındırıyor.

Öfkeye Önlem Almak

Bir olay yaşanmadan önce önlem almak, aslında o olay yaşandıktan sonra oluşacak olan zararı en aza indirmenin en kolay yolu.

Yukarıda büyükşehir örneğinden bahsetmiştik, önce büyükşehirlerde yaşayan bizleri neler yapıp önlem alabileceğinden bahsedelim daha sonra da ikili ilişkilerdeki boyuttan bahsedelim.

  1. Planlı olmak: aslında büyükşehirde yaşayan insanların en büyük sorunlarından bir tanesi bu. Plansız insanlar sinirlenir diyemem fakat ulaşım ve asla sonuçlanmayan uzun toplantılarda vakit kaybeden insanlarda bu hali çok görüyorum. Eve gittiklerinde yapabileceklerinden fazla görevleri var ve bu onların sürekli endişeli olmasına neden oluyor. Eğer görevleri planlayıp, yapabileceğinizden fazlasını üstünüze almazsanız bu endişe azalır.
  2. Empati kurabilmek: aynı alanı paylaştığınız bütün insanların aslında sizinkine çok benzer endişeleri var. İçlerinden kızıp bağırdınız birisi de sizinle aynı duyguları paylaşıyor ve karşı tepki aldığınızda bu sadece öfkenin büyümesi işine yarıyor.
  3. Kendini onaylamak: dün gece arkadaşlarınızla dışarı çıktığınız için bugün işlerin yetişmeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Aslına bakarsanız haklısınız muhtemelen yetişmeyecek. Ancak sosyalleşmeye ve dışarı çıkmaya da ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Bir anlık, kısa vadeli, bir gecikme yaşasanız da, aslında su içmek, yemek yemek kadar temel bir ihtiyacınızı tatmin ettiniz. Bu yüzden kendinizi suçlamak yerine, buna ihtiyacınız olduğunu bilin ve bu davranışınızı onaylayın.

Yukarıdaki üç madde aslında konuştuğumuz büyükşehir örneğinde insanların çok büyük bir çoğunluğunun uygulamaktan geri kaldığı şeyler. İnsanların başka başka farklı endişeleri de var elbette; maddi korkular (kriz dönemlerinde şiddet eylemlerinin arttığı bilinen bir şey), gelecek kaygısı, işsizlik korkusu gibi. Ancak bunların pek çoğu birey olarak bizim kontrolümüzde değil ve ancak elimizde olanları düzenleyebilirsek birey olarak mutlu bir hayat yaşamaktan bahsedebiliriz.

İlişkilerde Öfkeyi Yenmek

İlişki kelimesini ister evlilik, birliktelik olarak düşünün, isterseniz arkadaşlarınızla olan ilişkiniz olarak. İlişkilerde dönem dönem (ya da sürekli olarak) öfke sorunları olur. İki arkadaş birbirine kızar, kadın ya da erkek birbirlerine öfkelenir.

Büyük kavgalar, önü alınamayan sürekli öfkeler genellikle ilişkinin sonunu getirir. Ancak bundan daha kötü durumların da ortaya çıktığı olur, bu durumdan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Duygusal şiddet öfke ve endişenin ön planda olduğu ilişkilerde olabilir ve taraflardan birinin psikolojik sorunlar yaşamasına hatta intihara dahi sebep olabilir. İlişkilerde öfkenin önüne geçebilmek bu yüzden çok önemlidir.

Aslında burada kimse size bir sihirli değnek veremez ancak yukarıda saydığım üç madde burada da geçeli:

  1. Planlı olmak: ilişkilerde insanlar birbirlerine ve kendilerine karşı olan sorumluluklarını yerine getiremeyecek olma endişesi taşıyabilirler. İlişki içerisindeki bireylerin birbirlerine ve kendilerine karşı olan sorumlulukları konusunda planlı olmaları, bu stresi omuzlarından alacaktır.
  2. Empati Kurabilmek: İlişkilerdeki kıskanç insanları herkes bilir, sürekli olarak “beni aldatacak” enişesi yaşayanlar vardır. Aslına bakacak olursanız bu endişe çoğunlukla karşı taraf ile ilgili değil, bireyin kendisi ile ilgilidir. Karşı taraf ile empati kurabilen biri, onun gerçekten bu karakterde olup olmadığını bilir.
  3. Kendini Onaylamak: bir birey, kendi davranışını onaylayamadığın sinirini genellikle en yakınındaki insandan çıkarmayı tercih eder. Sanıyorum ki kimse sokaktan geçen birine “Dayı, sen de ne iğrenç bir adamsın, utan be utan’” dememiştir.

Yetişkin Rolüne Geçiş

Hepimiz günlük yaşantımızın bazı bölümlerinde farklı roller oynuyoruz. Oynadığımız roller sabit değil, sürekli olan değişiyor, içinde bulunduğumuz sosyal ortam, yaşadıklarımız, karşımızdakinin bize yaklaşma şekli oynadığımız rolu oynuyor.

Burada bütün sosyal rolleri ele almayacağım ama en azından yaygın olan bir takım rollere göz atmak gerekir.

Ebebeyn Rolü

Anne ve babaların oynadığı roldür. Bu rol yasaklayıcı, koruyucu, sınırlayıcı olmayı içerir. Bu roldeki insanlar genellikle “sen bilirsin, bu yanlış işte” derler.

Kurban Rolü

Sorumluluktan kaçmak için en kolay yollardan biridir. Ben her şeyi yaptım ama ben bu işte kurbanım yapabileceğim herhangi bir şey yoktu demek için kullanılır. Sözlü kalıbı ise “…. yüzüyünden ….. oldu” şeklindedir. Bu kalıp, kişinin o an sorumluluk almadığını gösterir.

Yetişkin Rolü

En sağlıklı roldür. Kişi bu modelde sorumluluk alır. Değiştirmek istediği şeyleri ve o anda olduğu durumu tanımlar.

Her zaman olumlu ya da her zaman olumsuz şeylerden oluşan bir hayatımız yok. Gerek olumlu şeylerde, gerekse olumsuz şeylerde, sorumluluk alıp değişime odaklanmalıyız. Zihnimizden geçen otomatik düşünceler ne şekilde olursa olsun biz bunları yetişkin düşüncelerine nasıl çevireceğimize odaklanmalıyız.

Öfke nasıl yenilir diye sorulduğunda bakılması gereken ilk noktalardan bir tanesi de rollerdir. Eğer sorumluluk yoksunluğu bu öfkeye neden oluyorsa, kişinin yetişkin rolüne geçmesi, öfkeden kurtulmak için çok önemli bir yer taşır.

Peki yetişkin iletişimine / yetişkin rolüne nasıl geçeceğiz? Örneğin gün içinde aklımızdan geçen düşünceleri yakalayıp bunları dönüştüreceğiz. İş yerinde başınıza bir olay geldi ve otomatik düşünceniz “Patron kötü, yoksa ben çok iyi işler yapardım.” şeklinde oluştu.

Otomatik düşünceniz suçlama rolünde. Bunu ele alıp “Patron kötü peki ben buna rağmen nasıl iyi işler yapabilirim?”. Bu şkeilde düşünce kalıbınız değiştiğinde davranışlarınız da değişecektir.

Hiç Öfkelenmemek Mümkün Mü?

Malesef.

Öfke en az mutluluk kadar doğal bir duygudur ve sağlıklı bir insanın yaşadığı kötü olaylar karşısında öfke duyması son derece doğaldır. Öfke ile ilgili doğal olmayan şey ise insanların ve kendinin zarar görmesi pahasına, hiçbir kazanım elde etmeden öfkelenmektir.

Sonuç Olarak

Hayatlarımızı öfkeden tamamen arındıramayız ancak gereksiz yere öfkelenmenin, endişe yaşamanın ve kendimize zarar vermenin önüne geçebiliriz. Bu yazıda öfkenin ve sinirin önüne nasıl geçilebileceğinden bahsettim.

Eğer eklemek istediğiniz, sormak istediğiniz bir şey olursa, aşağıdaki yorum kısmından yazabilirsiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *